Karapınar Tarihçesi
Tarihçesi
Hititlerden bu yana meskün olan ve önemli bir yol güzergâhında bulunan İlçemiz, Osmanlı İmparatorluğu zamanında SULTANİYE ismiyle anılmıştır. 1500 yılının başlarında Cilali Eşkıyaları ile Levent (Çiftbozan) eşkıyaları soygun yapmaya en uygun bulduğu bu boş ve tenha yerde yuvalanmışlardı. Çevredeki yerel halk eşkıyaların zulmünden korkmuş, Karacadağ eteklerine çekilmiş ve burayı tamamen boşaltmıştır. Karapınar boş, tenha, korkulu ve korunması güç bir yer halini almıştır. 1514 yılında Yavuz Sultan Selim Çaldıran seferine giderken, eşkıya korkusu ile çevreye kaçan halk Padişahı “Kırkpınar” Karapınar konağında karşılamış ve güvenliklerinin sağlanmasını istemişlerdir. Padişah bölge halkının güvenliğinin korunması için Derbentçi kurulmasını emir buyurmuştur. İşte bu önemli fakat geçilmesi zor ve korkulu yerde köy kurulmuş, imarı ise II.Selim’in Konya Valiliği döneminde olmuştur. Anayollar üzerinde bir Derbent Köyü olarak kurulan Karapınar’ın daha fazla rağbet görmesi ve nüfusunun artması için büyük bir vakıf şeklinde Camii (1563-1564) Han, Kervan-Saray, İmaret, 39 Dükkan, 2 Yel değirmeni ve 5 Çeşme gibi tesisler Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. 1868 yılında çıkarılan bir fermanla İlçe olmuş, 1882 yılında ise Belediye teşkilatı kurulmuştur. 1934 yılında Sultaniye ismi KARAPINAR olarak değiştirilmiştir.
Coğrafi Yapısı
Karapınar Konya’nın 95 KM. Doğusunda yer alır. Batısında Konya İli ve Çumra İlçesi, güneyinde Karaman İli ve Ayrancı İlçesi, doğusunda Ereğli İlçesi, kuzeydoğusunda Emirgazi İlçesi, kuzeyinde Aksaray İli ile çevrilidir. Yüzölçümü 3.030 KM2 olan İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1026 Metredir. Konya’yı doğuya bağlayan çok önemli ve işlek bir karayolunun üzerinde yer alır. Şehrin ismi, "Pınarbaşı" denilen yerden çıkan "Karasu" kaynağı ile ilgilidir. Bugün artık kurumuş olan karasu kaynağı adına izafeten, burada kurulan yerleşim yerine de "KARAPINAR" denilmiştir. Karacadağ volkanı, İlçe sınırı içerisindeki en önemli dağlık kütledir. Bir başka önemli volkanik kütle, Üzecek dağı’dır. Bu iki dağlık alanın arasında Karapınar Ovası yer alır. İlçenin kuzey kesimleri, içerisinde çok sayıda görülmeğe değer eşsiz güzellikdeki Tabiat Harikası "Obruk" ları barındıran Obruk platosu tarafından çevrilmiştir. Güneyde ise Türkiye’nin en fazla rüzgar erozyonuna maruz kalan sahası vardır. Tipik kara iklimi süren Karapınar’da yazları çok sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. 21 yıllık rasat verilerine göre yıllık ortalama sıcaklık 10.9 derecedir. Türkiye’nin en az yağış alan yerlerinden biridir. 29 yıllık rasat verilerine göre yıllık yağış miktarı 279.5 mm.’dir. Bunun için bitki örtüsü zayıf ve ormansızdır. Rüzgar erozyonu büyük hasar yapar. Türkiye’nin rüzgar erozyonuna maruz en önemli sahası Karapınar ve çevresidir. (Bu alan Ülke genelinin % 20’sine tekabül etmektedir.) Yağışların en az olması ve yer üstü sularının yetersizliği İlçede, kuru tarımı ön plana çıkarır. Tarım alanlarının içinde nadasa ayrılan sahalar oldukça önemli bir oran tutar. Kurak iklimin tesiriyle bitki örtüsü, çoğu tek yıllık olan kısa boylu otlardan müteşekkil STEP de denilen bozkırdır. Nitekim İlçede küçükbaş hayvancılığın yaygın olması bu yüzdendir. Karacadağ’ın güneybatı eteklerinde, volkanik patlamalarla oluşmuş iki patlama krateri Acıgöl ve özellikle Meke Tuzlası Gölü dünyaca ünlüdür. Ayrıca Meyil, Çıralı ve Obruk gibi krater gölleri bulunmaktadır.
Ulaşım
İlçemiz Konya-Adana Devlet yolu üzerindedir. Karapınar’ın tarih boyunca İpek yolu olarak esaslı bir durak ve ikmal noktası olduğu bilinmektedir. Karapınar İlçesi Konya üzerinden İsparta ve Afyon’a bağlantılıdır. Konya’yı Çukurova ve Amik Ovaları ile Kahramanmaraş ve Gaziantep’e ulaştırır. İlçe; Konya’ya 98 Km., Ankara’ya 335 Km., Adana’ya 241 Km., Mersin’e 236 Km. Afyon’a 316 Km., İstanbul’a 765 Km. ve Karaman’a 77 Km. Mesafededir.
Tarihi ve Turistik Değerleri
İlçemizde Valide Sultan Hamamı, Çarşı Çeşmesi, Selimiye Şadırvanı, Koca Çeşme (Taşçeşme), Ağaç Çeşmesi (Çetmi Çeşmesi) Apak çeşmesi, Hacı İsa Çeşmesi ve Hankapı Çeşmesi mevcuttur. İlçemizde Ali Tepesi Hüyüğü, Yağmapınar, Göynük, Tilkili, Yassıca (Çukurca ve Kızık). İnatçı, Toprak tepe Gözlük Tepesi, Tepesi delik, Küllütepe, Maltepe, Bağırsı, Kiremitlik, Kahvelti tepesi, Kuzu tömeği, Sırnık, Küçük Sırçan (Kellenin) Büyük Sırçan Gögezli Tepesi, Çukur Deper Samık Kalesi, Afşar, Çingen, İldanlı, Rakka, Çimli tepe, Yassı hüyük, Ekinlik veya Ortaoba, Eşek Tepesi, Gedeman, Kül, Kayacık Hüyükleri ve İlbizlik Tepesi ile Meyil, Çıralı, Acıgöl ve Meke Tuzlası gölleri vardır.
Karapınar, M.Ö. 3000–200 yıllarında “HYDE” kasabası üzerinde kurulmuş ve Proto Hititler tarafından yerleşme merkezi olarak seçilmiştir. Karapınar, Hititlerin yarı bağımsız ve rahip krallar tarafından idare edilirken Truva Krallığı’nın hâkimiyeti altına girmiştir. Daha sonra Frigler, Lidyalılar, Asurlular, Persler, Büyük İskender ve Bizans İmparatorluğunun hâkimiyeti altına girmiştir. M.S.832’de Memun “Karapınar ve çevresinin gelirlerini Medine Vakfı” usulünde bir tür vergiye bağlar. (Bu vergi Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar döneminde de verilir. Fakat II. Abdülhamit Dönemi’nde son bulur.) Karapınar ve çevresi 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra 1076 – 1077 yılları arasında Selçuklu İmparatorluğu’nun hâkimiyetine girmiştir.1096 yılında başlayan Haçlı Seferleri’nde Karapınar da olumsuz etkilenmiştir. “1101” adı verilen Haçlı Seferleri’nin 3. kolu Karapınar topraklarından geçmiş ve ilçe çok büyük zarar görmüştür. Karapınar 1308 yılında
Karamanoğulları’nın hâkimiyeti altına girmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in 1467 yılında Karamanoğullarına son vermesi üzerine Karapınar Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altına girmiştir. 1514 yılında Yavuz Sultan Selim Çaldıran Seferi’ne giderken Karapınar’da konaklamış ve çevrede yaşayan halkın isteği üzerine; Karapınar’dan geçen ticaret yollarının korunması amacıyla Eski İl’e bağlı “Karabinar” adında bir derbentçi köyü kurulmasını ve Sultan Selim Camii’nin temellerinin atılmasını emretmiştir. Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu II. Selim’in Konya valiliği sırasında Karapınar’ın imarına önem vermiş, başta Sultan Selim Camii’nin inşasını tamamlatmış ve ilçeye kervansaray, han, hamam, 39 dükkânlı bir bedesten, 2 yel değirmeni ve 5 çeşme inşa ettirmiştir. Karapınar’da II. Selim’in eserleri görülünce buraya Sultanlar Şehri anlamına gelen “Sultaniye” ismi verilmiştir. 1868 yılında Konya’ya bağlı bir ilçe sınıfına geçirilmiştir. Karapınar’da 1882’de belediye teşkilatı kurulmuştur. Cumhuriyet Dönemi’nde (1934) ilçenin ismi “Sultaniye”den “Karapınar” olarak değiştirilmiştir.
Anadolu’nun ortasında bir Osmanlı kasabası: Karapınar
Konya’yı doğuya bağlayan çok önemli ve işlek bir kara yolunun üzerinde bulunan ilçe, yakında bulunan ve hemen hemen suyu kesildiği için “kara” denildiği tahmin edilen bir pınardan almış “Karapınar” adını. Anadolu’nun ortasında bulunan ve bir Osmanlı kasabası olan Karapınar’da ilk yerleşimler de Hititler döneminde başlamış. Tarihî İpek Yolu’nun ilçeye yakın bir noktadan geçmesi ile Anadolu’da kervansaraya sahip nadir beldelerden biri haline gelmiş Karapınar. Dokumacılığa da önem veren ilçe, kalitesiyle tüm dünyaca onaylanmış olan saf yünden üretilen el dokumaları, halı, kilim ve diğer dokuma ürünleri ile günümüzde Karapınar Dokumaları adı altında ABD ve Avrupa pazarında aranan ürünler arasında yer almakta. Karapınar’ın bulunmuş olduğu yerin tabiat şartlarının oldukça çetin olması sebebiyle, tarih boyunca yerleşim ve gelişimin güçleştiği ilçe bugün 45 bin nüfusa sahip. Tabiat şartlarının çetin olduğu ve karasal iklimin yaşandığı bölgede halk geçimini ziraat ve hayvancılıkla sağlarken, hayvancılık alanında da ülkemiz için önemli sıralarında yer alıyor. Tarihî ve turistik eserlerin yanı sıra volkanik patlamalar sonucu meydana gelmiş tabiî şekillerin de bulunduğu Karapınar, Türkiye’de “rüzgâr erozyonu”nun % 20’sinin yaşandığı bir yer. Karacadağ Volkanik Kütlesi, Meke Krater Gölü, obrukları, yeraltı şehirleri, tarihî eserleriyle tabiî güzelliklerin ve tarihin iç içe olduğu bir yerdir Karapınar.
TARİHî ESERLERİ VE FITRî GÜZELLİKLERİ
Bulunmuş olduğu coğrafî konum ve tabiat şartlarından dolayı pek bir gelişme gösterememiş olmasına rağmen Karapınar, tarihî ve turistik eserler bakımından oldukça zengin bir ilçe. Ayrıca binbir güzelliği içinde barındıran gölleri ve obrukları da var. Killi ve kumlu geniş topraklarla kaplı şehrin güzelliklerinden bazıları şunlar;
KARACADAĞ VOLKANİK KÜTLESİ
Karapınar Ovası’nın güney ve doğusunu oluşturan Karacadağ volkanik kütlesi, kuzeydoğu güneybatı doğrultusunda uzanan İç Anadolu volkan grubu içerisinde yer alıyor. Uzunluğu 30 km, genişliği 15 km olan volkanik kütlesinin yapısında andazit, volkanik şekillere de rastlanıyor. En yüksek noktası Kurşuncukale Tepesi (2025m) olan Karacadağ’ın ova tabanından nisbi yükseltisi ise 1030 m. Ayrıca Karacadağ’da volkanik faaliyete bağlı olarak meydana gelmiş olan koni, krater, kaldera ve maar gibi çeşitli şekillere de rastlanıyor. Bu şekillerin bir kısmı dış kuvvetlerin etkisiyle kısmen şekil unsurunu kaybetmiş olmasına rağmen bir kısmı ise hâlâ eski tazeliğini koruyor.
OBRUKLAR
Obruk Platosu’na da adını veren obruklara Karapınar’da sıklıkla rastlanıyor. İlçede bulunan obrukların derinlikleri bir kaç metreden başlayarak bir kaç yüz metre derinliğe kadar inebiliyor. Bazılarının şekilleri silindire benziyor ve dip kısmı görülebiliyor. Bazılarında ise görünmeyen dip bir magaraya açılıyor ve çok derinlere kadar iniyor. Obruklarının bazılarının içerisinde su bulunurken bazılarında ise CO2 ve kültürlü gazlar bulunuyor. Karstik yer şekillerinden oluşan obruklardan Karapınar’da bulunan en iyi gelişmiş olanı ve içerisinde su bulunanı Meyil ve Çıralı Obrukları’dır.
MEKE KRATER GÖLÜ
Elips şeklinde ve yaklaşık olarak 1,5 km genişlikte olan Meke Krater Gölü’nün ortasına göl düzeyine göre yaklaşık 140 m. yüksekliğinde piroklastik malzemeden oluşmuş olan bir tepe bulunuyor. Volkanik bir patlama sonucu meydana gelen göl iki safhada oluşumunu tamamlamış. İlk safhada patlamanın etkisiyle açılan büyük çukuru sular doldurmuştur. İkinci safhada ise suların doldurmuş olduğu çukurun ortasından koni şeklinde bir tepe çıkmış. Bu şekilde oluşumunu tamamlayan ve günümüzdeki halini alan krater gölünün derinliği ise 10-12 m civarında.
ACI GÖL
Karapınar’ın 8 km. kadar doğusunda, Karapınar-Ereğli karayolunun kuzeyinde olan Acı Göl yoldan görünmekte. Uzun ekseni bin 750 m., kısa ekseni bin 250 m. olan gölün şekli de elips görünümünde. Yamaçları oldukça dik olan gölün oluşumunda volkanik patlamaların yanı sıra karslaşmanın da etkisi vardır. Meke Krater Gölü’nden sonra Karacadağ’ın patlaması sonucunda oluşan diğer ikinci bir göldür Acıgöl.
Sultan Selim Camii ve külliyesi
Osmanlı Padişahlarından II. Selim tarafından yaptırılan külliyenin bünyesinde; cami, kervansaray, han, hamam, çarşı, çeşme ve değirmen bulunur. Mimar Sinan tarafından yapılan külliyenin ilk olarak camisi yapılmaya başlanmış. 1560 yılında yapımına başlanan cami çevresini saran diğer yapılarla birlikte 3 yılda tamamlanmış. O zamanlar da büyük bir itina ile yapılmış olan yapıların günümüzde pek de iyi bir durumda olduğu söylenemez. Osmanlıların izini taşıyan bu tarihî mekânın tekrar eski canlılığına kavuşması için restorasyon çalışmaları sürdürülüyor.
Oymalı yer altı şehirleri
Bizans döneminde M.S. 7. yüzyıldan itibaren başlayan baskılar sonucu bölgedeki Hıristiyan topluluklar oluşturmuşlar yer altı şehirlerini. Saldırı, baskın gibi durumlarda geçici olarak halkın güvenliğini sağlamak ve toplu hayatı devam ettirmek amacıyla oluşturulmuş bu yerler. Kurulmuş olan bu yeraltı şehirlerinden ilçede çok sayıda rastlamak mümkün. NASIL GİDİLİR? Konya’ya 95 km. uzaklıkta olan Karapınar, Adan-Konya karayolu üzerinde yer alıyor. Tarihinin ve tabiî güzelliklerin iç içe olduğu Karapınar’ı görmeniz için yapmanız gereken tek şey Karapınar’dan geçen bir otobüse binmek. Böylece yaklaşık olarak bir buçuk saat içerisinde ve 7 YTL karşılığında tabiî güzelliklerle dolu mekânı görebilirsiniz.